|
|
Alıntı
hayatınızda böyle biri var mı?
Sizi sizin kadar tanıyan biri.. Kendini ve hayatı çok iyi tanıyan biri... Sizi hep düşünen, ama sizin onu düşünüp düşünmediğinizi önemsemeyen biri... Size sizi anlatabilen, sizi başkalarına anlatmayı çok seven, bunu yaparken gözlerinin içi parlayan biri... Sizin için her şeyi yapmaya, her şeyi başarabilmeye hazır biri.. Ne söylediğini bilen, söylediğini her şeyin arkasında duran, verdiği sözü tutan, randevularına geçikmeyen biri... Nerede nasıl davranacağını kiminle nasıl konuşacağını ortama uymasını bilen biri... Çoçukla çoçuk gençle genç yaşlıyla yaşlı olabilen bunu yapmaktan keyif alan biri... Gülünecek yerde çekinmeden gülebileni ağlanacak yerde gözyaşlarını saklaya bilen biri... Bazen kıskanç, bazen huysuz, bazen şımarık, bazen bencil, bazen kaprisli, bazen kavgacı, bazen inatçı, bazen geveze ama hep iyi niyetli biri... Sizi kırmaktan incitmekten korkan, size zarar vermeye kalkanlara bütün benliğiyle karşı koyan biri... Kimseye anlatmadığınız sırlarınızı çekinmeden anlatabileceğiniz, çekinemediğiniz, düşüncesine her zaman ihtiyac duyduğunuz ne söylediğini bildiğinden hep emin olduğunuz biri... Sana ihtiyacım var dediğinizde nerede olursa olsun koşup gelen sıkıntılı anlarınızda yanı başınızda olan ve sizi dinlemekten hiç bıkmayan biri... Birlikte içki içmekten, yemek yemekten, film izlemekten, tiyatroya gitmekten, parkta aylak aylak dolaşmaktan, şarkı söylemekten, müzik dinlemekten hoşlandığını biri... Romantikliğiyle sizi duygu denizinde ucurabilen, gerçekçiliğiyle ayaklarınızın yere basmasını sağlayabilen biri... Süprizleriyle sizi şaşırtan çılgınlığıyla şoka sokan biri... Her zaman güvendiğiniz, size asla ihanet etmeyeceğini bildiğiniz, sizi yarı yolda bırakmayacağından hep emin oldunuğunuz biri... Sizinle sonsuza kadar birlikte yaşayacakmış gibi hissettiğiniz, sevmeden edemediğiniz, onun da sizi sevmekten asla vazgeçmeyeceğini bildiğiniz biri... HAYATINIZDA BÖYLE BİRİ VAR MI ?
DİKKAT!!!
Ahiret hava yollarından duyuru
6666sefer sayılı dünya-ahiret uçağı uçuş programı
_____________________________________________________________________________________________________________
kaptan pilot :azrail
hareket yeri :dünya
hareket saati :ecel vakti
mola yeri :kabir
varış noktası :cennet ve cehennem
YOLCUNUN KİMLİĞİ
ismi :insan
görevi :kulluk
menşei(hammaddesi) :toprak
BAGAJ
1)iki metre kumaş
2)salih amel
3)salih bir evladın duası
4)faydalı ilim
NOT:katiyen başka bir eşyanın taşınmasına müsade edilemez
REZERVASYONLAR: biletiniz kesinlikle iptal edilemez ancak sadaka ile tehir edilir.
MUTLU BİR YOLCULUĞUN ŞARTLARI
yolculuk öncesinde yolculuğunuzun selameti için kur'anı kerim ve hadisi şeriflerde ki talimatlara uyulması önemle rica olunur.
MESAJ: Allah ve resulüne itaat,ölümü sürekli hatırlama,ahiretin,cennet ve cehennemin var olduğunun bilinmesi,ana ve babaya iyilik yapılması,yemenin içmenin ve giyinmenin her hususta helal olması.
UYARI: Pasaportunuz(amal defteriniz)kontrol edilecektir.kontrolde icab videokaseti ile ağızlar bağlı ellerin konuşması ve şahitliği karşılaştırma yapılır,vize(namaz,oruç,zekat vs.)yaptırılmışsa inşallahcennete ve cemali ilahiye ulaşılır.pasaportla ilgili şu soruların cevaplarını şimdiden düşününüz.
1)ömrünü nerde geçirdin?
2)gençliğini nerde çürüttün?
3)malını nerede kazandın?
4)malını nerede harcadın?
5)allah yolunda ne yaptın?
NOT:Daha fazla bilgi isteyen sayın yolcuların Allah (c.c.)'nin kitabı ve resullah (s.a.v.)hadisi şeriflerine başvurmaları rica olunur.
ALLAH CELLE CELALUHUVE CELLE ŞANUH
BU YOLCULUĞUNDA RAHAT ETTİREREK
CENNETİ ALAYA GİRMEYİ NASİP ETSİN.(AMİN)
anne ölüyorum
ben ölüyorum anne
belkide bu son
aslında ilk ve son mektubum
sana.
anne ben ölüyorum
neden inan bilmiyorum
ama bir şeyler olacak ve ben öleceğim
bunu çok iyi biliyorum anne.
anne ben ölüyorum
kahbece öldürülüyorum
sessizce ,
anne ben inan ölüyorum
bu ölüm düşüncesi
beni iyice içten içe öldürüyor anne.
işlerin yarım kalışı
yaşımın genç
oluşu korkutuyor beni.
inan ölmekten değil
bir başkasının benim yüzümden
katil damgası yemesinden korkuyorum
anne
anne ben ölüyorum
bir şeyler tıkanıyor kendimi ifade edemiyorum
ama ben içten içe gizlice ölüyorum
biliyorum randevu saati belli
o saatte ve günde gideceğim
anne
randevunun yakın olmasından korkuyorum
daha eksiklerim var biliyorum
ne cevap veririm orda
utanmazmıyım eksiklerim yüzüme vurulunca
anne
ben zamansız gidişten korkuyorum
anne anne ben ölüyorum.......
yazan: belkıs ünal
Alıntı
***A$K DuaSI***
____________@_______@ @_____ _____________@@__@_@@@_____ _____________@__@@_____@_____ ____________@@_@__@_____@_____ ___________@@@_____@@___@@@@@_____ __________@@@@______@@_@____@@_____ _________@@@@_______@@______@_@_____ _________@@@@_______@_______@_____ _________@@@@@_____@_______@_____ __________@@@@@____@______@_____ ___________@@@@@@@______@_____ __@@@_________@@@@@_@_____ @@@@@@@________@@_____ _@@@@@@@_______@_____ __@@@@@@_______@@_____ ___@@_____@_____@_____ ____@______@____@_____@_@@_____ _______@@@@_@__@@_@_@@@@@_____ _____@@@@@@_@_@@__@@@@@@@_____ ____@@@@@@@__@@______@@@@@_____ ____@@@@@_____@_________@@@_____ ____@@_________@__________@_____ _____@_________@_____ _______________@_____ ____________@_@_____ _____________@@_@_____ ______________@@_____ ______________@_____
Rabbim  Bir insan koy kalbime Ama o insan senin de sevdigin olsun
Ve bana öyle bir insan sevdir ki O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun. Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce Onunla bulusmus olan sen olasin
Onunla el ele tutustugumuzda Ikimizin uzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayim
Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete acilan iki pencere olsun
Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim
Oyle bir sevgili verki bana Ona sarildigimda kainat bize baksin Birbirine sarilsin
Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin Bize bakip seytan Adem'e secde etsin Günah sevap ugruna kendini feda etsin Olüler birer birer uyansin sevgimizle
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim! Sevgimizde Muhammed sevilsin
Oyle sevelimki birbirimizi Hz. Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki;
"Bak ya Muhammed bak su sevgililere
onlar bizde... bizde onlardayiz.
Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde.. Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor..
Izmirliysen,
* Kiz arkadasinin sokakta miniyle bile gezerken rahatsiz edilmeyecegini, * Ne olursa olsun, hic bir secimden sonra dinci partilerin oy ustunlugu alamayacagini, * Pristina' nin ne kadar degerli bir insan oldugunu, * Kumrunun bir hayvandan ote, acaip guzel yenilen birsey oldugunu, * Dari, gevrek, domat gibi deyimler duydugunda, O ne ya? tepkisini vermemeyi, * Her canin sikildiginda haftasonlari Foca, cesme gibi yerlere nefes almaya gidilebildigini, * Bu adamdan korkulur, bu yamanlar suyu icmis dendiginde, ne denilmek istendigini, * Hilton un dunyadaki ilk ve tek uzun gokdelen oldugunu, * Korfezin o guzel kokusunu ve arabayla daha yanindan gecmeden 1 dakika once camlari kapatmayi, * Sonradan yerlesipte Izmirliyim demeyi degilde, anadan babadan dogustan izmirli olani ayirt etmeyi, * Allahin dunyaya bahsettigi butun guzellerin ordan ciktigini, * Cagdas kelimesinin dogdugu yerin Izmir oldugunu, * Geliyom, gidiyom gibi kelimeleri kullanmayi, * Deniz seviyesinde bulunmanin ne kadar degerli bisey oldugunu, * Birader kelimesinin aslinda ilk once Izmir de turedigini, * O izmirlidir denince daha gormeden kafadan "aaa guzel kizdir" demeyi, * Sezen Aksu'nun bile asik oldugu tek sehirin izmir oldugunu, * Kurtulus savasinin Gazeteci Hasan Tahsin'in atesledigi silahla ilk Izmirde basladigini, BILIRSIN! TABII IZMIRLIYSEN
|  |
ıÜü Aşkın Gözü Kördür Fırat'ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı her gece Fırat'ın sularında yüzerek karşı yakaya geçer sevgilisine ulaşırmış. Şafak sökmesine yakın delikanlı sevgilisine öpücük kondurup Fırat'ın azgın sularına girip öbür yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş.
Yine bir gece delikanlı Fırat'ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Şafak sökerken delikanlı veda öpücüğünü vermek üzere kadının yanına sokulmuş, kadına dikkatle bakarak;
- senin bir gözün ama mıydı !
demiş. Kadın o zaman delikanlıya bakarak;
- sen sen ol sakın ola bugün Fırat'a girme
demiş. Delikanlı kadından ayrılmış , Fırat'a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğulup ölmüş. Bizim delikanlı gerçekte yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşk yüzünden onun gücü sayesinde Fırat'ı geçermiş.
O aşk bitincede....
işte o kadar güzel olmalı
o kadar güzel olmalı ki
dünya'nın en güzeline bile taş çıkartmalı
sap sarı saçları olmalı,
göhsünün altında bitmeli
o düz ve parlak saçları.
mankenlerden daha güzel
vücudu olmalı,
söz yerindeyse
90-60-90 olmalı.
bembeyaz teni olmalı üt kokan.
denizleri okyanusları aratmayacak kadar
güzel mvi gözleri olmalı.
dudaklarını öpmeye bile kıyamamalı
kirazdan bile güzel olmalı rengi.
bembeyaz bir elbise giymeli
el bileğinden topuklarına kadar
onu genişcesine saran.
ürkütmemeli içimi onu görmek,
alevler sarmalı bedenimi
arkamda bırakacağım kişileri
düşünmemeliyim ona giderken.
geçmişe dair her şeyi unutmalıyım
sadece onu düşünmeliğim gelecegimde
onun nur yüzüne bakmaya bile kıyamamalıyım.
hiç ama hiç konuşmamalı benimle
sessiz ve esrarengiz olmalı bakışları.
işte...
beni almaya gelen
ölüm meleği
bu kadar güzel olmalı...
yazan :belkıs ünal
PAKET
Bir paket çıktı yola
benden sana geliyor şimdi
içi baş,içinde yüreğim
içinde gözlerim ,ruhum
içinde ben yani sen varsın.
bir paket geliyor sana
ıssız uçurumlardan,
tepelerden,dağdan,
kuştan geliyor sana.
bir paket geliyor sana
kokumu getiriyor,
tel tel saçlarımı,
kahve gözlerimi getiriyor
yüreğimin içinde seni getiriyor sana
benden sana...
yazan belkıs ünal
GİT
Git.artık git
yeminki bakmayacağım ardından
yeterki git.
arkanda bıraktığın beni
düşünme,sen git.
sebepsizce uzanmış yollar
yoldaşın olcak,
alfabeden kopmuş harf misali ayrıl,
başka cümneler kur kendine.
git...
artık git buralardan.
yalnızlığını terk et,
açmış kollarını bekleyen
şehrine git.
git...
git bakmayacağım ardından
sen yeter ki git.
orta yaşlı bir insanın
saçlarından dökülürcesine
bir daha dönmemek üzere git.
git...
git yeminki bakmayacağım
hadi git.
artık Dayanamıyorum...
yazan :belkıs ünal SİL BAŞTAN
vapur sesileri duyuluyor
konak iskelesinden,
dalgalar arasından
bir gemi çıkıyor sebepsiz,
yolcular iniyor birbir,
martı sesleri karışıyor
çocuk çığlıklarına,
sevgililer el ele tutuşmuş
kordon boyu yürüyor.
bir umut diye
sallıyor oltasını balıkçı.
seyyar satıcı kaçıyor
ardından mendilci çocuk,
zaman geçyor
yineleniyor herşey
Sil baştan tekrar...
tekrar gerçekleşiyor bunlar
taki o duygu yakalanana dek
sil baştan tekrar
yazar:belkıs ünal Hep böyle çocuksumu bakar senin gözlerin Hep böyle içinde uzak bir ışıkmı yanar Bakışlarında beni dinlendiren birşey var Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum Bu huzur,bu sessizlik hiç bitmesin diyorum En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin Gündüzüm,aydınlığım,ateşböceğim benim Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini O sakin, o yalansız, o kuytu gözlerini..
ıÜü Yaşayabilme İhtimali
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık... Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...
Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim... (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...) Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu... Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri... Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim... Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım... çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde... Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu... Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü... Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği... Otobüs oluyordum bir süre... Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde... Otobüs oluyordum... Bir ülkeden bir iç ülkeye... Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin... Korkuyordum... Sonra iniyordum otobüsten... Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum... Çünkü sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan... Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında... Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! Yılmaz Erdoğan
...ıYasak
Çocukluğum benden yaşlı, ben yağmurdan. Yağmur sudan ıslak, gözlerim senden. Sen bende yasak, ben yüreğinde...
Yasak Bana
Diyemem sevdiğimi, yasak bana Sevdanın yolları, hep tuzak bana İçemedim hiç aşkı, kana kana Aşka giden yollar, hep yasak bana
Sevdim sevdim sevdam, gönlümde kaldı Anlatmak istedim, dilimde kaldı O şirin dillerin, şekerdi baldı Aşka giden sözler, hep yasak bana
Güzel gönüllerin limanıyım ben Sevda yollarının garibiyim ben Tatlı gülüşünün kurbanıyım ben Aşkı gören gözler, hep yasak bana
ıÜü YALNIZ OLANLARA.. Aşk bir kelebek gibidir peşinden koştukça hep kaçar.. En iyisi birak uçsun, inan ki hiç beklemedigin bir anda gelip omzuna dokunuverir...Ask mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eger...
SEVGİLİSİ OLANLARA.. Aşkın amacı birileri için mükemmel insan olmak değildir, seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır...
ÇAPKINLARA.. Sevmediğin birine asla; seni seviyorum deme.. İçinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. Kimsenin hayatına kalbini kirmak için girme.. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebilecegin en büyük acı, aşık olmadigin birini kendine aşık etmektir...
EVLİ OLANLARA.. Seven insan senin hatan yerine özür dilerim diyendir... neredesin yerine ben buradayim diyendir... nasil yaparsin yerine niye yaptigini anlıyorum diyendir... ve aşkı keşke yerine daima iyi ki diyendir...
KALBİ KIRIK OLANLARA.. Kalp yarası, siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilaci bu acıya alışmak degil, ondan ders çıkarabilmektir...
AŞIK OLMAKTAN KORKANLARA.. Aşka düş ama tökezleme, anla ama bekleme, paylaş ama isteme, yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...
SEVDİĞİNİ FAZLA SAHİPLENENLERE.. Sevdiginin bir baskasiyla mutlu oldugunu görmekten daha aci bir sey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz oldugunu görmektir..
AŞKINI İTİRAF ETMEYE ÇEKİNENLERE.. Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir, sevdiğin seni terk edince daha da çok aci verir ama en acısı, onu ne kadar sevdigini bilmesine hiç firsat vermemektir..
PLATONİK OLANLARA.. İlk gördüğün an kalbin bir hoş olur, kafandan binbir düşünceler geçer, aşık olduğunu sanırsın yanılırsın. O Halbuki bilmemektedir. İçin içini yersin. Günlerce aklındadır. Hiç çekinme git söyle işte o zaman cesaretin ustadır...
DÖNMEYECEK BİRİNİ HALA BEKLEYENLERE... Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanin buna hiç değmediğini gördügün andır ve en büyük kaybın onun için harcadigin yıllardir... Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bilki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir... Birak, gitsin...
Güzelliğin On Par'Etmez
Güzelliğin on par'etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulaman Gönlümdeki köşk olmasa
Tabirin sığmaz kaleme Derdin dermandır yareme İsmin yayılmaz aleme Aşıklarda meşk olmasa
Kim okurdu kim yazardı Bu düğümü kim çözerdi Koyun kurt ile gezerdi Fikir başka başk'olmasa
Güzel yüzün görülmezdi Bu aşk bende dirilmezdi Güle kıymet verilmezdi Aşık ve maşuk olmasa
Senden aldım bu feryadı Bu imiş dünyanın tadı Anılmazdı VEYSEL adı O sana aşık olmasa.
Aşık Veysel Şatıroğlu
ıÜü Başkalaşan Aşk
Adını anmak güzeldi, dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması... Adını anmak... Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak... Biraz gülünç, biraz sitemkar... güzeldi... Adının Türkçedeki yankısı özeldi...
Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında... Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikte.... güzeldi..
İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...
Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok, Kanlıca'daki yoğurdu...
ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık...
Yılmaz Erdoğan
ıÜü Askıda Bir Kahve Ünlü İtalyan sinema sanatçısı Vittorio de Sica bir TV röportajında anlatıyor :
İtalya' da Napoli' nin kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar da, espressolarimizi içiyoruz.İçeri giren müşterilerden biri, barmene "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) diyor, iki kahve parası veriyor, bir kahve içip gidiyor, barmen de tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt asıyor.
Biraz sonra iki kişi içeri giriyor: "due caffee e un sospeso" (iki kahve ve bir askıda) diyorlar, üç kahve parası verip, iki kahve içip gidiyorlar, barmen gene bir küçük kağıt daha asıyor tezgahın üstündeki çiviye...
Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyor. Derken üstü başı biraz eski, püskü, belli ki fakir biri bardan içeri girdi, barmene "un caffee sospeso" (askıdan bir kahve) dedi, ve barmenin hazırladığı kahveyi içip, para ödemeden çıkıp gitti. Barmen de tezgahın üzerine asmış olduğu kağıtlardan bir tanesini aşağı indiriverdi...
Yaz
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Susuverdi ağustosböcekleri Kemençelerini, şarkılarını Vurup sırtlarına çekip gittiler.
Nereden mi biliyorum yazın bittiğini Arıkuşları daha bir kilim renginde Taşa, toprağa Daha bir yakın uçuyorlar.
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Bir beyaza çalışıyorum ben Gurbete ve ölüme gidiyorum akşamüzeri Bir giz ile bütünleşiyorum Oturup yazacağım bunları bir güz.
Havada yeleğimin terli resimleri
Nerden mi biliyorum yazın bittiğini Şu kızın göğüsleri Uçmaya hazırlanan yaz sonu havası Ergenliğini alıp götürüyor rüzgar
Sızıyor edası turuncu yollardan
Yazın bittiğini kimse bilmiyor.
TUZLU KAHVE
Kiza bir partide raslamisti... Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki... Partinin sonunda kizi kahve icmeye davet etti. Kiz parti boyu dikkatini cekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin carpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kacirdi... -Ben artik gideyim demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu cagirdi... -Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi... Kahveme koymak icin... Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti... Kahveye tuz!.. Delikanli kipkirmizi oldu utanctan, ama tuzu kahvesine döktü ve icmeye basladi. Kiz, merakla: -Garip bir agiz tadiniz var dedi... Delikanli anlatti: -Cocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hic eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben... Bu tadi cok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, cocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden cok duygulanmisti. Icini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri... Ev duyusu olan biri.. Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Cocuklugu gibi... O da ailesini anlatti. Cok sirin bir sohbet olmustu... Tatli ve sicak... Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu... tabi... Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar cok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine icine bir kasik tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdigini biliyordu cünkü... 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti. Ölümümden sonra ac diye bir mektup birakmisti sevgili karisina... Söyle diyordu, satirlarinda... "Sevgilim, bir tanem... Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum icin beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim... Tuzlu kahvede... Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?. Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken `Tuz` cikti agzimdan... Sen ve herkes bana bakarken,degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hic aklima gelmemisti. Sana gercegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgectim. Simdi ölüyorum ve artik korkmam icin hicbir sebep yok... Iste gercek... Ben tuzlu kahve sevmem, o garip ve rezil bir tat... Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi ictim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kaveye borcluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak , seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle gecirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kave icmek zorunda kalsam da..." Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti. Lafi acildiginda birgün biri, kadina Tuzlu kahve nasil bir sey soracak oldu... Gözleri nemlendi kadinin... Cok tatli!... dedi...
|
|
|
|